post-title Sevilmediğinizi mi Düşünüyorsunuz? http://www.teachparkakademi.com/wp-content/uploads/sevilmemek-yalnızlık-sevilmeme-psikolog-online-terapi-psikolojik-destek-gaziantep.png 2017-03-09 14:14:53 yes no Posted by

Sevilmediğinizi mi Düşünüyorsunuz?

Bazen umutsuzluğa kapıldığımız olur ve bizi kimsenin sevmediğini düşünürüz. Bu gibi durumlarda mutsuz olur ve yaşam kalitemizi farkında olmadan aşağılara çekeriz. Peki bunun nedeni nedir? “Etrafımdaki herkes hatta ailem ve arkadaşlarım bile bana karşı uzak ve soğuk görünüyorlar. Her geçen gün dünya daha soğuk, daha samimiyetsiz bir yer gibi görünüyor. İçimde hep, doldurulması gereken bir […]

Posted by

Bazen umutsuzluğa kapıldığımız olur ve bizi kimsenin sevmediğini düşünürüz. Bu gibi durumlarda mutsuz olur ve yaşam kalitemizi farkında olmadan aşağılara çekeriz. Peki bunun nedeni nedir?

“Etrafımdaki herkes hatta ailem ve arkadaşlarım bile bana karşı uzak ve soğuk görünüyorlar. Her geçen gün dünya daha soğuk, daha samimiyetsiz bir yer gibi görünüyor. İçimde hep, doldurulması gereken bir boşluk var. Bazen bütün dünyanın beni reddettiğini ve terk edildiğimi düşünüyorum. “ Bu düşüncelerden bazıları ya da tamamı size tanıdık geliyorsa;

Sevilmediğinizi düşünüyorsanız, bunu düzeltmek için David Lieberman’ın sözlerine kulak verin: “Aslında sevilmek için ümitsizce çırpınıyorsunuz ama reddedilmek, acı çekmek ve incinmekten korktuğunuz için dış dünyayla aranıza bir duvar örüyorsunuz. Sizin için en önemli şey, imajınızı korumak. Çok istediğiniz sevgi ve ilgi için bile imajınıza bir zarar gelmesini göze alamıyorsunuz. Eğer başkalarının hayatınıza girmesine izin vermezseniz, gitmek istediklerinde sizden bir parça alıp götüremezler diye düşünüyorsunuz. Birisi sizin hayatınıza girmeyi başarırsa, ümitsiz bir şekilde aradığınız sevgiyi hak etmediğinizi düşünerek o kişiyi hayatınızdan uzaklaştırıyorsunuz.”

“Çevrenizdeki duvarı yükseltmek, kendi içinize kapanmanın bir sonucu olabilir. Eğer kendi istek ve amaçlarınız sizi tüketirse, hayatınızda sevgiye yer kalmaz. Diğer bütün duygular gibi sevgi de bir yansımadır. İçinizde barındırmadığınız bir duyguyu, başkalarından alamazsınız. Kibir ve nefret dolu insanlar, etraflarındaki insanlardan sadece kibir ve nefret alırlar. İçinizde sevgi olmadıkça, bu susuzluğunuzu kimse gideremez; ne kadar ararsanız arayın bunun bir önemi yoktur. Yani, sizin içinizde sevgi olmadıkça, kimseden sevgi göremezsiniz. ”

Çözüm 1: Koşulsuz sevilmeye izin verin

Ruhsal ve duygusal sağlığınız için yapabileceğiniz en iyi şeylerden biri evcil bir hayvana bakmaktır. Araştırmalara göre, kedi veya köpek sahibi kişiler daha sevgi doludur. Neden mi? Çünkü sizi koşulsuz severler. Özellikle köpeklerin tek istediği size yakın olmak ve sizi sevmektir.

Size ihtiyacı olan bir kedi ya da bir köpeğe bir karşılıksız sevgi vermeyi başarabildiğinizde, artık başka insanlar da sizin sevginizi fark etmeye ve sizi sevmeye başlar.

Çözüm 2: Sevgi dolu işler yapın

Reddedilmekten korkmadan, sadece sevgi ve şefkat duyarak, hiçbir bencilce istek duymadan, karşılık beklemeden vermenin nasıl bir duygu olduğunu yaşayın. Şiddete maruz kalmış kadınların barındığı sığınma evine kitap ya da giysi bağışlayın. Yoksul çocuklara yardım edin. Sokak çocuklarını koruyan derneklere üye olun. Bir arkadaşınızın ev temizliğine, yemek hazırlığına yardım edin.

Emin olun, yardım etmek istedikleriniz size sevgiyle kucak açacaklardır.

Çözüm 3: Seversen, sevilirsin

Kendilerini seven insanlar, bunu bencil bir şekilde değil de kendilerine ve hayata değer vererek yapanlar, başkaları tarafından da sevilirler. Bu, bankaların ihtiyacı olmayan insanlara kredi vermesi gibidir. Bankalar bilir ki, bu kişi kredi çekerse taksitlerini düzenli ödeyecek. Siz de o insanlardan biri olun ve etrafınızdaki kişilere, kendinizi sevdiğinizi yansıtın.

Kendinizi sevin ve kendinize iyi davranın. Örneğin, son üç yıldır rahatlamak için bir hamama gitmeyi ya da yaz tatilinde deniz kenarına gitmeyi düşünüyor ancak gitmiyorsanız; bu kendinizi ödüllendirme amacı olarak belirleyin ve en kısa zamanda gerçekleştirin. Kendinizde kusur aramaktan vazgeçin ve olduğu gibi kucaklayın.

Latest News on Your Doctor's Blog

Loading…