post-title KARARSIZLIK ÖLDÜRÜR 2018-09-02 19:33:18 yes no Posted by

KARARSIZLIK ÖLDÜRÜR

Profesör elinde bir kutu içinde bir fare ile derse gelir. Öğrencilerin şaşkın bakışları arasında fareyi kutunun içine koyup kutuyu kapatır. Sınıfa dönerek: “Bu kutuya iki gün kimse dokunmasın!” diyip sınıftan çıkar. Sınıftaki öğrenciler olaya bir anlam veremez ve ne olacağını merak ederek iki gün beklerler. İki gün sonunda profesör sınıfa girip kutuya yaklaşarak açar. Kutunun içindeki fare ölmüştü. Sınıfa dönerek farenin neden […]

Posted by

Profesör elinde bir kutu içinde bir fare ile derse gelir. Öğrencilerin şaşkın bakışları arasında fareyi kutunun içine koyup kutuyu kapatır. Sınıfa dönerek:

“Bu kutuya iki gün kimse dokunmasın!” diyip sınıftan çıkar.

Sınıftaki öğrenciler olaya bir anlam veremez ve ne olacağını merak ederek iki gün beklerler. İki gün sonunda profesör sınıfa girip kutuya yaklaşarak açar. Kutunun içindeki fare ölmüştü. Sınıfa dönerek farenin neden ölmüş olabileceğini sorar. Sınıftan farklı cevaplar gelir…

– Havasızlıktan…
– Açlıktan…
– Susuzluktan…

Gibi ihtimaller sayılır.

Profesör kutuyu havaya kaldırıp, içini öğrencilere gösterir. Kutunun her tarafının kemirilmiş vaziyette olduğunu gösterir.

“Görüyorsunuz değil mi? Fare anlaşılan çıkmak için çok mücadele etmiş. Bunu kutunun içindeki durumdan anlıyoruz. Ancak, fare sizin dediğiniz gibi ne havasızlıktan ne de açlıktan öldü. Fareyi kararsızlık öldürdü.

Fare kutunun her yerini parçalayıp çıkacağına, sadece bir köşesini parçalasaydı ve bunda da kararlı olsaydı kurtulacaktı.”

Der, profesör ve öğrencilerine o gün yaşamlarının en büyük dersini verir.

Peki, yeryüzüne bakalım! Çevremizdeki İnsanların hayatlarına göz gezdirelim ve kendi hayatımıza dönelim. Şöyle bir değerlendirelim:

Biz hangi konularda kararlı davranıyoruz, hangi zamanlarda kendimize ve iç sesimize güvenerek istikrarlı bir şekilde yolumuza devam ediyoruz? Evet, aslında kendi hayatımıza baktığımızda, ne zaman ve nerde kaybettiysek, hep kararsızlıktan kaynaklandığını fark ederiz. Bir hedefe yöneldiğimizde ona tam olarak odaklandığımızda, etraftan gelen seslere kulaklarımızı kapattığımızda mutlaka bir gün, er ya da geç hedefimize ulaşırız. Oysa çoğu zaman kendi hedefimizin şu an yürümekte olduğumuz otobanın sonunda olduğunu bildiğimiz halde, ya o yolu gidecek kadar yeterli enerjimizin olmadığını düşünür, geri döneriz ya da etraftan gelen (‘’sen yapamazsın’’, aradığın şey o tarafta değil’’, ‘’yanlış yoldasın’’ gibi) seslere uyarız. O seslere güvenerek, kendi kaderimizi o seslere teslim ederek, ya geri döneriz ya da yan yollara, ara sokaklara sapar ve kayboluruz. O zaman da hedefimize uzak düşeriz ve zamanla unuturuz.  Nlp’de bir ön varsayım vardır

‘’ Girdiğin yoldan eminsen sonuna kadar yürü!’’ Öyleyse yola çıkmadan önce plan, program yapmalıyız. Çıkacağımız yol, bizi hedefimize götürüyorsa ve bundan emin isek sonuna kadar kararlı bir şekilde yürümeye devam etmeliyiz. Ne dersiniz bütün enerjimizi ayni noktada toplasak ve sadece o noktaya bütün gücümüzü uygularsak olur değil mi? Burada önemli başka bir şey ise sürekliliktir. Yani karalılık ve süreklilik olduğu sürece bütün yollar kısalır ve hedefiniz ayaklarınızın dibine gelir. Taşı aşındıran şey suyun hep ayni noktaya etki etmesi değil miydi?  Bu etkinin de sürekli olması değil miydi?  Bu da azmin sonucu değil miydi?

Tıpkı temel’in fıkrasında olduğu gibi kaçımız özgürlük anıtını görüp, yorulduğumuzu bahane ederek geri dönmedik. Kaçımız tam oldu olacakken geri adım attığımız için kaybetmedik. Kaçımız sırf enerjimizi başka başka işlere dağıttığımız için asıl istediğimiz noktaya varma başarısından yoksun kaldık? Kaçımız bir kez daha denemediğimiz için ya da inanarak çalışmadığımız için ideallerimizden vazgeçtik? Bu örnekleri çoğaltmak mümkünüdür.  Yani sonuç olarak biz de tıpkı fare gibi bazen enerjimizi gereksiz şeylere harcayarak kaybetmeyi seçiyoruz. Bazen kendimize olan inancımızı yitirerek geri dönmeyi seçiyoruz. Bazen de hedefi net göremediğimiz için son anda vazgeçmeyi seçiyoruz. Oysa Kazanmak için kararlılık, azim ve kendine inanarak, özgüvenli bir şekilde denemeye devam etmek gerekiyor.

Latest News on Your Doctor's Blog

Loading…